İskoçya’nın Özgürlük Sembolü William Wallace

İskoçya’nın, adı tarihe geçmiş, filmlere konu olmuş özgürlük savaşçısı William Wallace hakkındaki rivayetler muhtelif olsa da, aslında hiç anlatıldığı gibi bir adam olmadığı, çok gaddar olduğu yazılıp çizilse de, O, dünya tarihinin en önemli karakterlerinden biri. Hazır İskoçların bağımsızlığa bakışı, kısa bir süre önce yapılan referandumla yeniden gündeme gelmişken, Wallace’ı bir analım istedik.

William Wallace’ı, Braveheart’tan öğrendiğiniz “aşık olduğu kadın uğruna İngiltere’ye savaş açan adam” yaftasından kurtarabilir miyiz bilmiyoruz ama onun hakkındaki bildiklerinize bir şeyler ekleyeceğimizden eminiz.

Bir özgürlük savaşçısı doğuyor

Tam olarak hangi yıl doğduğuna dair kesin bir bilgi yok. Kaynaklarda belirtilen tarihler 1270, 1272 ve 1276 yılları arasında gidip gelir. Biz kolayına kaçıp 1270’li yıllarda Renfrewshire’daki Elderslie’de doğmuş diyelim. Doğum tarihiyle ilgili karışıklık, doğum yerinde de mevcut. Bazı kaynaklarda doğum yeri Ayrshireyakınları olarak da geçiyor.

İskoçya’da III. Alexander kraldı ve Alexander İngiltere’nin baskılarına karşı koyabilen bir muktedir olmuştu hep. Kral 1286’da öldü ve onun yerine geçebilecek bir erkek çocuğu yoktu. Bunun üzerine dönemin İskoç liderleri Alexander’ın 4 yaşındaki torunu Margaret’ı kraliçe ilan edip Margaret büyüyüp liderlik yapabilecek olgunluğa erişene kadar da İskoçya’yı yönetmesi için geçici bir hükümet kurdular.   İngiltere kralı Edward, İskoç liderlerle yapılan ve kralın oğlu ile İskoç kraliçesi Margaret’ın da evlenmesine dair bir madde içeren Birham Antlaşması’ndan faydalanmaya çalıştı. Fakat işler İngiltere’nin umduğu gibi gitmedi, Margaret, Norveç-İskoçya yolculuğunda hastalanarak öldü. Bunun üzerine İngiltere kralı Edward’ın da müdahalesiyle 1292’de John Balliol tahta oturdu.

1296’da Balliol, Edward’a vergi vermekten vazgeçti. Bunun üzerine Edward, Berwick upon Tweed’e saldırdı ve herkesi kılıçtan geçirdi. Üstüne üstlük Papa da, yaptıklarından dolayı Gascony’de Edward’a madalya verdi. Ayrıca Dunbar Savaşı’nda da İskoçları yendi ve önüne geleni öldürmeye devam etti.

İlginizi Çekebilir!  İsrail’in ABD Gemisini Vurması USS Liberty Olayı

Wallace’ın ortaya çıkışı

Doğum yeri ve doğum tarihi konusundaki tartışmalar gibi Wallace’ın ortaya çıktığı dönem de tartışmalıdır. Ayrshire destanları, iki İngiliz askerin Lonark’ta Wallace’a meydan okuduğunu ve bu meydan okumanın iki askerin de ölmesiyle sonuçlanan bir arbedeye dönüştüğünü yazar. Hikâye gerçek midir, değil midir bilemesek de, Wallace’ın İngilizlerden, 1291’de babasının ve ağabeyinin öldürülmesinden dolayı nefret ettiği biliniyor. İngilizlerle savaşmasının en büyük nedeni olarak da bu olay gösterilir.

Olayların devamı olarak, Wallace’ın 1297’de, sevdiği kadın Marion Bardifute’un intikamını almak için –bu olayı doğrulayan kanıt olmasa da– İngiliz Lonark Şerifi William Heselrig’i öldürdüğü ve cesedini parçaladığı söylenir. Bu olaylarla birlikte büyüyen isyan sonucunda, Wallace’ın Ayrshire-Loudoun Hill’deki savaşı kazandığı, fakat haziran ayında İskoç soylularının İngilizlerin koşullarını kabul etmesiyle birlikte bu ayaklanmanın zarar gördüğü yazılır.

Wallace aynı yılın ağustos ayında Stirling’teki Andrew de Moray’in ordusuna katıldı ve birlikte başka bir isyan çıkardılar. 11 Eylül 1297’de gerçekleşen Stirling Köprüsü Muharebesi’nde, İskoçlar 2300 kişilik ordusuyla 10 bin kişilik İngiliz ordusunu mağlup etti. Moray, bu savaştan 3 ay kadar sonra bir çatışmada aldığı yaradan dolayı ölünce, İskoçya’nın o zamanki kralı Robert Bruce, Wallace’ı şövalye ve “İskoçya’nın koruyucusu ve ordularının lideri” ilan etti.

İhanetin diğer adı: Falkirk Savaşı

İngilizler İskoçya’nın güneyindeki Roxburgh’da çiftlikleri istila etmeye, yine aynı bölgedeki Lothian’da bazı kaleleri ele geçirmeye başlayınca 1298’de yeni bir savaş patlak verdi. Bu savaşta yaşanan en önemli olay, askerlerin ve soyluların Wallace’a ihanet etmesiydi. Robert the Bruce, Lord Carrick ve John Comyn gibi soylular Kral Edward’la anlaştığı için 300 kişilik süvari birliği savaş meydanından kaçtı. Savaşı, zaten sayıca da çok üstün olan İngilizler kazandı. Wallace, aynı yıl “İskoçya’nın koruyuculuğu”ndan istifa etti. Yıl 1302 olduğunda Bruce, Kral Edward’la barış yapmıştı, Wallace bu barış girişimini hiçbir zaman kabul etmedi.

İlginizi Çekebilir!  Çoğu Cezası Ölüm Olan Cengiz Han Yasaları

Kral Edward, egemenliğini İskoçlara kabul ettirdikten sonra Wallace’ın peşini hiç bırakmadı. Edward’a bağlılık yemini etmiş İskoç şövalye John de Menteith, William Wallace’ı 5 Ağustos 1305’te İngiliz askerlerine teslim etti. Bu büyük savaşçı Westminster salonunda vatana ve krala ihanetten yargılandı, suçlu bulundu. Wallace’ın bu yargılama esnasında Kral Edward’ı kast ederek “Ona bağlı kalacağıma hiçbir zaman yemin etmedim!” dediği bilinir.

23 Ağustos 1305’teki duruşma sonrasında Wallace üstü çıplak bir şekilde Smithfield pazarında, ayakları atın arkasına bağlı bir şekilde çekilerek darağacına getirildi. Henüz hayattayken vücudu deşilerek bağırsakları çıkarıldı –hatta bazı kaynaklar çok daha feci işkenceler yapıldığını yazar– onca işkenceye rağmen Wallace kraldan hiçbir şekilde af dilemedi. Öldürüldükten sonra kafası, halka gözdağı vermek amacıyla Londra Köprüsü’ne asıldı. Parçalanan bedeni de Newcastle, Berwick, Stirling ve Perth’te herkesin göreceği şekilde gezdirildi. Ölürken bile son sözü İskoçya’nın özgürlüğüne dairdi.

Robert the Bruce ihanet etti mi?

Genel kanı Falkirk Savaşı’nda soylularla birlikte Robert the Bruce’un da William Wallace’a ihanet ettiği yönünde olsa da, bazı kaynaklar tam aksini yazar. Bruce’un Wallace’a ihanet etmediği, İngilizler’in tarafında yer almadığı ve Braveheart olarak anılan kişinin aslında Wallace değil Bruce olduğu yazılır.

William Wallace idam edildikten sonra (ona ihanet ettiği iddia edilen ve büyük bir pişmanlık yaşayan) Robert the Bruce, ordusunu İngilizler’e karşı girişeceği bir savaşa hazırlamaya başladı. En nihayetinde Robert the Bruce komutasındaki İskoç ordusuyla İngiliz ordusu arasındaki gerçekleşecek olan savaşın altyapısı hazırdı.

İngilizler bataklığa saplanıyor: Bannockburn Savaşı

İskoç kuvvetleri, 1304’ten beri İngiltere egemenliğinde bulunan Stirling Kalesi’ni 1314 yılında kuşattı. Kral II. Edward da buna karşılık güçlü bir orduyla ilerlemeye başladı. Bunun üzerine Bruce orduyu Bannockburn’de bir tepeye konuşlandırdı. Bruce orduyu öyle bir yere yerleştirdi ki, İngiliz ordusu saldırıya geçtiği zaman hem bir tepeye tırmanmak hem de bataklığı geçmek zorunda kalacaktı.

İlginizi Çekebilir!  Türk Ordusunun En Aciz Durumlara Düştüğü Savaş: Birinci Balkan Savaşı

İngilizler savaş başlamadan önce stratejik davranarak Robert the Bruce’a bir düello teklif etti. Amaçları, İskoç ordusunu psikolojik olarak çökertmekti. Bruce da askerlerinin karşısında küçük düşmemek ve ordusunun moralini güçlü tutmak için teklifi kabul etti.

Hem fiziksel hem de teçhizat olarak İngiliz şövalye daha üstün olmasına rağmen, Bruce kendisine yönelen atağı bertaraf edip çevik bir hamleyle baltasını şövalyenin başına sapladı ve düelloyu kazandı. Doğal olarak İngiliz güçleri psikolojik olarak çöktü.

Düellodan sonra İngiliz komutan saldırı emri verdi ve Bruce’un planladığı şekilde İngiliz askerleri bataklığa saplandı. Üstüne bir de İskoç okçularının hedefi olunca İngiliz askerleri yavaş yavaş çekilmeye başladı. Kral da paniğe kapılıp kaçtı. Savaşı İskoçlar kazandı.

Özgür İskoçya

Savaş İskoçlar için kesin bir zafer, İngilizler için ise tam bir yıkım oldu. Savaşta 10 bin İngiliz ve 2 bin civarında da İskoç askerin öldüğü tahmin edilir. Bu zaferin ardından Robert the Bruce yerini güçlendirdi ve savaşın kahramanı olarak tarihe geçti. İskoçlar savaştan sonra bağımsızlıklarını ilan ettiyseler de İngiltere bu bağımsızlığı tanımadı.

Savaşın İngilizler açısından da sonuçları oldu. II. Edward’ın krallığında girişilen bu savaşta İngiliz ordusu yenilgilerin en ağırını tattı, fakat bu yenilgiden kendine dersler çıkarmayı da ihmal etmedi ve bu dersler sonraki yıllarda İngiltere’nin yükselişe geçmesini sağladı.

Ordu yeniden şekillendirildi, okçulara daha çok yatırım yapıldı, okçu birlikler savaş meydanlarında zırhlı piyadelerle desteklendi ve İngiliz komutanlar giriştikleri savaşlarda daha stratejik planlar yapmaya başladı. 1333’te Halidon Hill ve Neville’s Cross’ta yapılan savaşlarda İngiliz ordusu Bannockburn Savaşı’ndan çıkardığı dersleri sergiledi ve İskoçları mağlup etti. Fakat ne yaparsa yapsın İskoçya’yı ilhak edemedi.