Dünyanın Çeşitli Üllkelerinden Gizliliği Kaldırılmış 9 Devlet Sırrı

Dünya üzerindeki tüm hükümetler, halklarının bilmesini istemeyeceği işler yaparlar ve bunları “devlet sırrı” olarak saklarlar. Her gerçeğin er ya da geç ortaya çıkması gibi bu sırlar da bir gün ortaya çıkar. Yıllar sonra ortaya çıkmış sırların bazıları öylesine korkunç ki, en uçuk komplo teorilerini bile masum gösterebilir. Devletler tarafından organize edilmiş ve üzerindeki gizlilik kararı kaldırılmış 9 korkunç sırrı sizler için derledik:

9- 1954 Guatemala Darbesi (Operation PBSUCCESS)

Yeni dünya düzeninin sömürge gücü ABD’nin, 1954 yılında Orta Amerika ülkesi Guatemala’da organize ettiği askeri darbe 1997’de CIA tarafından kabul edildi.

1951 yılında demokratik seçimler sonucu göreve başlayan Guatemala Cumhurbaşkanı Jacobo Arbenz Guzman, ABD şirketi United Fruit Company’nin zarar etmesine neden olan bir dizi toprak reformunu hayata geçirdi. Yolsuzluğa bulaşmayan ve halkının desteğini arkasına alan Guzman,  ABD hava kuvvetlerinin de desteğiyle Albay Carlos Castillo Armas liderliğindeki askeri cunta tarafından indirildi ve Meksika Büyükelçiliği’ne sığındı.

Guatemala’da yıllarca sürecek siyasi kaosa neden olan bu darbenin ardından Guatemala halkı ABD ilaç şirketlerince yıllarca kobay olarak kullanıldı. Bu darbe ayrıca dünya üzerindeki ABD destekli ordu darbelerinin ilki olarak kabul edilmektedir.

8- Zorunlu kısırlaştırma programları

Bazı hükümetlerin yakın tarihe kadar etnik temizlik programlarına sahip oldukları az bilinen bir gerçektir. İsveç, ülkedeki Roman kadınlara 1934’ten 1976’ya kadar etnik temizlik programı uyguladı ve 15 yaşından küçük kızları zorla kısırlaştırdı. Öyle ki bir kadın önündeki kara tahtayı okuyamadığı için “aptal” varsayılarak kısırlaştırıldı. Daha sonra bu kadının görme bozukluğuna sahip olduğu ve yalnızca bir gözlüğe ihtiyacı olduğu anlaşıldı.

Bu tür kısırlaştırma programlarına İsveç’in komşuları Norveç ve Danimarka da sahipti. İki ülke binlerce kadını etnik temizlik programları çerçevesinde kısırlaştırdı.

Bu ülkelerin yanı sıra Kanada ve ABD zorunlu kısırlaştırma programlarını uygulayan ülkeler arasındaydı. 1973’ten önce ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde çoğunluğu siyah 7.700 kadın kısırlaştırıldı.

2000’lere gelindiğinde bu insanlık dışı olayı kabul eden İsveç, kurbanlara tazminat ödemeyi kabul etti, ancak 2013 yılına kadar transeksüel kadınların zorunlu kısırlaştırmaya tabi tutmaya devam etti…

7- 1961 Goldsboro B-52 kazası

ABD’nin, Hiroşima ve Nagazaki’yi bombalamasından yalnızca 15 yıl sonra, her biri Japonya’ya atılanlardan yüzlerce kez daha güçlü olan iki nükleer bomba Amerikan topraklarına atıldı.

Kim suçluydu? Tabii ki nükleer bomba atma konusunun uzmanı olan ABD ordusunun ta kendisi. 24 Ocak 1961’de  ABD yapımı B-52 bombardıman uçağı, Kuzey Carolina’daki Goldboro bölgesinde uçuş yaptığı sırada meydana gelen kanat arızası nedeniyle taşımakta olduğu 2 Mark 39 nükleer bombasını haznesinden bıraktı. Bombalardan biri acil paraşüt yardımıyla patlamadan yere düşerken diğer bomba hızla yere çarptı. Bombaların aktifleşmesi için gereken mekanik prosedürün gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle on binlerce insan ölmekten son anda kurtuldu.

2014’te gizliliği kaldırılan raporlara göre bu kaza bir patlamaya yol açsaydı, düşman saldırısı olarak nitelendirilip dünya çapında bir nükleer savaşı tetikleyebilirdi. Yani ABD, kendi hatasını bir düşman saldırısı olarak yorumlayıp, muhtemelen o dönem soğuk savaş halinde bulunduğu Sovyetler Birliği’ne nükleer füze fırlatabilirdi. Şu an gezegende hala hayat varsa bu durumu belki de o bombaların patlamamış olmasına borçluyuz.

6- Northwoods Operasyonu

1953’te başlayıp 1959’da zafere ulaşan Küba Devrimi, on yıllarca ülkenin tarım arazilerini sömüren, ülkeyi kumar ve fuhuş cenneti haline çeviren ABD’nin çıkarlarını doğrudan tehdit etti. Küba’yı doğrudan işgal etmeyi dahi planlayan ABD, Küba’ya karşı onlarca örtülü operasyon düzenledi.

Gizliliği kaldırılan CIA belgelerine göre, 1962 yılında Sovyet nükleer füzelerinin Küba’ya konuşlandırılmasının ardından CIA, Küba’ya karşı Northwoods adı verilen bir operasyon düzenleme kararı alır. Amaç, Fidel Castro’nun batıdaki barışı tehlikeye soktuğunu göstermektir.

Operasyon şöyle gerçekleştirilecektir:

Amerikan yanlısı Kübalılar, Küba’nın askeri üniformaları giyerek, Guantanamo’daki Amerikan üssü’ne sabotaj düzenleyecek. Küba sularında Havana ve Santiago’dan görülecek şekilde boş bir amerikan gemisi patlatılacak, yine kurgu olan kurtarma harekatları ve halkın katılabileceği cenaze törenleri düzenlenecek. Bu olayların tamamı 1898’de Küba’da İspanyollar tarafından yok edilen ve Amerikan halkını derinden yaralayan Maine’in patlatılma olayını hatırlatacak şekilde düzenlenecek ve tüm olaylar nedeniyle Castro suçlanacak. Küba’ya komşu ülkeler, Küba’dan saldırı gelebileceği konusunda uyarılacak ve aynı gece Kübalı uçaklara benzeyen bir uçak Dominik Cumhuriyeti’ne saldıracak.
İçinde halkın çok sevdiği ve saydığı bir isim olan John Glenn’in bulunduğu bir uzay mekiği yok edilecek ve tekrar Kübalılar suçlanacak.
Dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy ve Savunma Bakanı Robert McNamara, CIA’in planladığı bu operasyona karşı çıkar ve tepki gösterir. Kennedy, bu olaydan yalnızca 8 ay sonra Texas’ta suikaste kurban gider.

5- Nazino Adası Olayı

İnsanlık tarihinin en acımasız ve en kanlı dönemi hiç kuşkusuz 1900-2000 yılları arasında yaşanan dönemdir. Bunu ispatlar nitelikteki sayısız olaylardan biri de Sovyetler Birliği’nde 1933’te yaşanan Nazino Adası Olayı’dır.

Joseph Stalin, 1933 yılında, özel topluluklar oluşturmak amacıyla çoğunluğu hükümlü, dilenci, sokakta yaşayan insanlardan oluşan 2 milyon kişinin Sibirya’ya gönderilmesini planlar. 6200 kişi seçilir ve yiyecek, içecek, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri hiçbir olanak sağlanmaksızın -yalnızca çavdar unuyla- Moskova’nın 2400 kilometre kuzeydoğusundaki az nüfuslu Nazino Adası’na yollanır. Henüz yoldayken 27 kişi hayatını kaybeder. Ardından dondurucu soğukların hakim olduğu bu coğrafyada ilk kar yağışında 300 kişi donarak can verir.

Hayatta kalanlar uyandıklarında korkunç bir manzarayla karşılaşır. Çavdar unuyla hamur dışında yiyecek hiçbir şeyleri olmayan bu grupta açlık had safhaya ulaşır ve yamyamlık baş gösterir. Önce genç bir kızı ağaca bağlayıp vücudundan etler koparıp yemeye başlarlar, ardından adaya gönderilen her yeni insan ada halkı için yemek anlamına gelir. Bu trajedi sonrası sadece 2200 kişi hayatta kalır.

1988’de, Sovyetler Birliği Başkanı Mikhail Gorbaçov, Glasnost olarak adlandırılan bir devlet şeffaflık programına başladı. Bu program sayesinde, Nazino Adasında meydana gelenlerin kayıtları halka duyuruldu, halk şarkılarını ve efsaneleri ülke çapında kulaktan kulağa dolaşan olayların gerçekleştiğini kanıtladı.

4- Vietnam savaş suçları

ABD Ordusunun kanlı tarihi boyunca işlediği en korkutucu ve affedilemez suçlarından biri hiç kuşkusuz Vietnam Savaşı’nda gerçekleştirilen My Lai Katliamı’dır.

Amerikan askerleri 16 Mart 1968’de, Güney Vietnam’daki My Lai köyünde aralarında 173 çocuğun da bulunduğu 500’den fazla masum sivile tecavüz etti, sakat bıraktı ve katletti. Ordu bu suçları halktan gizlemeye çalışsa da Ron Ridenhour adlı ABD askeri olayı basınla paylaştı. Askerlik çağında erkek bulunmayan bu köyde yaşananlar nedeniyle yalnızca 1 ABD askeri 3 yıl hapis yattı. Köyü yok etme emri veren komutanlar bu suç nedeniyle hiç yargılanmadı. 2006’da Los Angeles’ta yayın yapan LA Times gazetesi katliamı yeniden gündeme getirdi ancak ABD hükümeti yaşananları yeniden örtbas etti.

2000’lerden sonra gizliliği kaldırılan belgelere göre bu katliam ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarından yalnızca biriydi.

3- İnsanlar üzerinde radyasyon deneyleri

Amerika, sadece diğer ülkelerde değil, kendi ülkesinde de çok sayıda oha artık dedirtecek eylemlerde bulunmuştur. Bunlardan biri 1944-1974 yılları arasında yaşandı. Amerikan Ulusal Atom Enerjisi Komisyonu, Savunma Bakanlığı, Ulusal Sağlık Enstitüleri ve diğer devlet kurumları, kasıtlı olarak izinleri olmadan milyonlarca Amerikan vatandaşını nükleer serpinti ve diğer tehlikeli radyasyona maruz bıraktı. Bu deneylerin amacı, Manhattan Projesi’nde çalışan nükleer bilim insanlarının karşılaştığı olası riskleri değerlendirmekti.

Albuquerque Tribune gazetesinden Eileen Welsome, 1993 yılının sonlarında bu olayı yayınladığında, halkın büyük tepkisine neden oldu ve dönemin Clinton yönetimi testlerle ilgili olan 1.6 milyon gizli belgeyi yayınlamak zorunda kaldı.

Deneylerin detayları komplo teorilerinin de ötesinde;

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Tennessee’de, yüzlerce hamile kadın radyoaktif demirle beslendi, bu da çocuklarının sinovyal sarkom ve akut lenfatik lösemi gibi durumlardan erken ölümlerine neden oldu.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden (MIT) bilim adamları, öğrenme güçlüğü çeken öğrencilere radyoaktif demir ve kalsiyum besledi.
New York’ta ölümcül hasta hastalara radyoaktif kalsiyum ve stronsiyum verildi. Ülke genelinde saygın hastaneler, rutin kontroller sırasında hastalarına plütonyum enjekte etti.
Yetimhaneler çocuklara radyoaktif madde verdi. Ve kurbanların cesetleri gizlice test için mezarlıklardan kaçırıldı.
Testlerin mağdurlarının tamamı Amerikan vatandaşı bile değildi. Kod adı CAL-2 olan bir konu, kemik kanseri için “özel tedavi” almak üzere UC San Francisco’ya gelen 4 yaşında bir çocuğa plütonyum enjekte edildi.

2- Sea-Spray Operasyonu

ABD hükümetlerinin kendi ülkesinde yaptığı gizli operasyon ve çalışmaların arasında biyolojik silah denemeler de var. Yine yıllar sonra ortaya çıkmasının ardından gizliliği kaldırılan belgelere göre 26 Eylül 1950’de ABD Donanmasına ait mayın tarama gemisi Serratia Marcescens adlı bir bakteriyi ülkenin pasifik kıyısındaki en kalabalık şehirlerden biri olan 800 bin nüfuslu San Francisco körfezi açıklarında havaya püskürttü. Amaç, San Francisco gibi büyük şehirlerde biyolojik silahların duyarlılığını test etmekti. Bakterilerin havaya bırakılması sonrası şehirden yaşayan binlerce insana virüs bulaştı. Bakterilerin yayılmasını takip etmek için 43 tesisten gizli örnekler toplandı.

Testtek 1 hafta sonra 11 San Francisco sakini idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle hastanaye kaldırıldı, bunlardan biri ise hayatını kaybetti. Bunun da öyesinde test bölge ekolojisinde kalıcı bir iz bıraktı.

ABD Ordusu, süregelen yıllarda New York’un da aralarında bulunduğu bir çok şehirde buna benzer testler gerçekleştirdi.

1- Stargate Projesi

Stargate Projesi, CIA tarafından 1972’de başlayan ve 1995’e kadar devam eden telekinezi, telepati, durugörü ve uzaktangörü ile ilgili yapılan gizli bir projedir.

Proje süresince uzaktan görü hakkında yeterli bilgi bulunmadığını iddia eden CIA, psişik araştırmaları önemsiz olarak göstermeye çalışmıştır; ancak 23 yıl boyunca bu projeye 20 milyon Dolar’dan fazla harcama yapmıştır. Bu projeyle birlikte 80 bin sayfalık arşiv oluşturulmuştur.

ABD ordusu ve hükümeti tarafından gizlilik içinde yürütülen proje kapsamında onlarca laboratuvarda, birçok medyum ve uzman psikolog görev yapmıştır.

Araştırmalar sonucunda psişik olayların gerçekliği kabul edilse de askeri olarak kullanmak için yetersiz olduğu düşünülmüştür. Ancak iddialara göre yakın 2003 yılında Tikrit’te yakalanan Saddam Hüseyin, durugörü ile bulunmuştur.

**bu yazı çeşitli kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır.


Bir Cevap Yazın