Çözülemeyen Gizem: Kendiliğinden Yanan İnsanlar

İnsanların kendiliğinden yanmasıyla meydana gelen ölümler, tıbbın açıklamakta güçlük çektiği olaylar arasında yer alıyor. Ya bugünkü bilgimiz yetersiz kalıyor, ya da kendiliğinden yanma eski çağlardan kalma bir safsata olarak değerlendiriliyor ve üzerinde durulmuvor. Bu arada durumu yakından inceleyen doktorlar ve çeşitli bilim adamları, kendiliğinden yanma sonucu meydana gelen ölüm olaylarının açıklanmasının, gerçekten çok güç olduğu görüşünde birleşiyorlar. Kendiliğinden yanma diye bir seyi resmen kabul etmedikleri için, her seferinde olayı açıklayacak değişik nedenler aramak zorunda kalıyorlar..

Yüzyıl önce de insanların kendiliğinden yanabileceklerine inanılmıyordu. Din adamlarının etkisiyle, olay kurbanlarının “‘dogaötesi yanabilirlik” özelliğine sahip oldukları, Tanrısal bir güç tarafından yakıldıkları düşünülürdü.

Bu konuda anlatılan hikâyelerde, içki içmenin Tanrı tarafından nasıl cezalandırıldığı vurgulanmak istenirdi. Alkolün mavi alevleri tasvir edilerek, önce zararsız bir yanmanın görüldüğü, arkasından insanı kül eden güçlü, kutsal ateşin geldiği söylenirdi. Fransız din adamı Boineau, 1749’da bir miktar içki içen 80 yaşlarındaki bir kadının nasıl kemiklerine kadar yanıp kömür haline geldiğini alkole bağlamaktadır.

Dans Pistinde Yanan Kız
İngiltere’de Chelmsford kentinde 27 Ağustos 193S günü meydana gelen olayda alkolün hiç rolü yoktu. Çünkü olayın kahramanı genç kız, ağzına hiç içki koymazdı. Phyllis Nevvcombe adlı genç kız, nişanlısıyla birlikte dans salonunun pistinden ayrılıyordu. Üzerindeki kat kat elbise, birden, yüzlerce kişinin gözleri önünde bir alev yığını haline geldi

Alevler güçlükle söndürüldüyse de, artık çok geç kalınmıştı. Genç kız, hastaneye kaldırıldıktan birkaç saat sonra öldü. Yapılan soruşturma sonucu, elbisenin, atılan bir sigara izmaritiyle tutuştuğu açıklandı. Evet, kumaş tutuşturulunca yanıyordu, ama bir sigara izmariti atarak tutuşturmak için gösterilen çabalar başarılı olmadı. Savcı. “Kazayla Ölüm raporu”vererek bu karışık bilmeceyi çözümledi (!)

Aslında bu tipik bir kendiliğinden yanma olayıydı ve ortada hâlâ çözüm bekleyen bir bilmece vardı: Yeterince yakıt ve oksijen sağlanmaksızın, bu kadar kısa süre içerisinde, bu kadar yüksek bir sıcaklık nasıl meydana gelmişti?

Ayrıca bütün bu koşullar sağlansa bile insanın bedeni dışarıdan içeri doğru yanar. Oysa bu tür olaylarda yanma, bedenin içinde meydana gelmektedir ve çoğu kez, kurbanın elbiseleriyle çevresindeki cisimler hiçbir zarar görmemekledir…

Radyasyon Silahları
20. yüzyılın ikinci yarısında bilim çok hızlı bir gelişme gösterdi. Bugün, insan vücudunu sessizce ve gözle fark edilmeyecek biçimde ortadan kaldırabilecek pek çok ölüm şekli olduğu biliniyor.

Özellikle “radyasyon silahları” üzerinde yürütülen askeri araştırmalar sonucu korkunç aletler geliştirildi. Yakıcı özellikteki ses ötesi dalgalar meydana getiren nükleer radyasyon, nötron bombaları, x-ışını lazerleri, çok kısa yakıcı dalgalar yayan projektörler bunlar arasında sayılabilir. Bu silahlar, insanı elbiselerine zarar vermeksizin pişirebilecek özelliktedir. Acaba bu gelişmeleri göz önünde tutarak, gelenekse! açıklamaların dışında bir fikir geliştirilebilir mi?

Bu konuda pek çok teori ortaya atılmışsa da, bazıları kendiliğinden yanma olaylarını açıklamaktan oldukça uzaktır, “Cinayet” ya da “intihar” teorileri bunların basında gelir. Yukarıda anlattılan “Phyilis Olayı”, buna benzer bir düşünceyle açıklanmaya çalışıldı, ama başarısız kalındı..

Yakıcı Sıvı Teorisi
Diğer yetersiz bir tez de, “yakıcı sıvı” teorisidir. Bu düşünce bütün yetersizliğine rağmen, Madge Knight’ın ölüm nedeni olarak öne sürüldü. Olay İngiltere’de geçti. 19 Kasım 1943 günü, sabaha doğru 03.30 sularında, Madge odasında uyuyordu. Birden, sanki her tarafı yanıyormus gibi bir acıyla çığlık çığlığa uyandı. Sesini duyan kocası ve ev halkı telaşla yanına geldiler.

Genellikle çıplak yatan Madge, acı içinde kıvranıyordu. Sırt derisinin büyük bir bölümü yanarak soyulmuştu. Hemen bir doktor çağırdılar. Kadının oldukça ciddi biçimde yanmış olduğunu gören doktor bir morfin yaptı ve uzman bir doktor çağırmanın daha iyi olacağını söyledi. Daha sonra bu uzmanın savcıya anlattığına göre yanığın nedeni kimyasal bir sıvı, muhtemelen asit olabilirdi. Çünkü ne yatakta, ne de odada en küçük bir ateş izi veya yanık kokusu yoktu. Madge 6 Aralık’ta Chichester Hastanesi’nde öldü.

En Etkin Teori
Belki de, esrar perdesinin aralanmasına yönelik en uygun ipucu yine İngiltere’de ortaya atıldı. Fortean kentinde basılan Pursuit gazetesinde, Livingstone Gearhart’ın yazdığı makalede olay ilk kez geniş boyutlar içerisinde ele alındı. Araştırmacı, kendiliğinden yanma olaylarının büyük bir bölümünün, yeryüzü manyetiğindeki değişmelerin en fazla olduğu anlara rastladığını keşfetmişti.

Bilindiği gibi atmosferin dışında elektrik yüklü küçük parçacıklardan oluşan bir iyon tabakası bulunur. İyon tabakasının dışında da yine bir elektrik alanı olan magnetosfer vardır. Magnetosfer, sürekli olarak güneş ışınlarının bombardımanı altındadır. Güneş patlamaları veya güneş lekeleri nedeniyle sık sık şiddeti değişen ışın bombardımanı, magnetosferin büzülüp genişlemesine yol açar.

Bunu izleyen bir dizi değişim, yeryüzündeki manyetik alan gücünün artıp azalmasına neden olur. Sonuçta dünyanın belli yerlerinde enerji yüklü yoğun elektrik alanları oluşabilir. Kendiliğinden yanma, uzayda meydana gelen bu çok özel koşullarla insan bedenindeki bazı değişmeleri kapsayan bir dizi karmaşık olay sonucu ortaya çıkabilir. Aslında bütün bunlar bizi “ateş topu” teorisine götürüyor.

Yanan Ateş Topu
Yanan top, Reeser adlı bir kadının muhtemel ölüm nedeni olarak düşünüldü, İngiliz Fate dergisinde (Nisan 1961) yazar Winogene Savage, bir arkadaşının karısı olan Reeser’ın ölümünü şöyle anlatıyor;

“Adanm bir sabah karısının çığlıklarıyla uyandı. Koşarak odasına gittiğinde zavallı kadını alevler içinde yerde yatarken gördü. Simsiyah olmuş bedeninin üzerinde, havada garip bir ateş topu duruyordu. Komşuların da yardımıyla birkaç kova su dökerek ateş söndürüldü ama kadın kurtarılmadı. Karısına yardım etmeye çalışırken yaralanan adam, meydana gelen yanıklardan dolayı uzun süre acı çekti. Olayın şahitleri, kadının elbiseleri tutuştuğu halde, üzerinde yattığı örtüye hiçbir şey olmadığını belirttiler. Tabii her zamanki gibi odada yine en küçük bir yanık izi yoktu.”

Gözle Görülmeyen Ateş
Ateş toplarıyla ilgili çalışmalar devam etti. İki araştırmacı Maxwell Cade ve Delphine Davis, 1969″da yayınlanan “Yıldırımların Yönlendirilmesi” adlı kitaplarında bu konuda yaptıkları araştırmaları yayınladılar. Ateş toplarının meydana gelişiyle kaydedilmiş kendiliğinden yanma olayları arasındaki benzerliği vurguluyorlardı.

Düşüncelerinden yararlandıkları çeşitli fizikçiler, çok özel koşullarda atmosferin herhangi bir yerinde yüksek enerjili ateş topları meydana gelebileceğini belirtiyorlardı. Çevrelerine çok kısa dalgalı titreşimler yayan bu toplar, belli cisimleri yakalayabilirlerdi.

Aslında karmaşık gibi görünen bu sistem bugün, ses dalgalarıyla çalışan ve evlerde kullanılan bazı fırınlarda vardır. Dalgaların frekansı fırında pişirilmek istenen yemeğe göre ayarlandığı için kullanan kişi hiçbir zarar görmez. Ses dalgaları sürekli olarak yiyeceğin moleküllerini titreştirerek sıcaklık yaratır. Gözle görülür bir ateş olmaksızın yemek pişer…

Vücudun İçinde Patlıyor
Cade ve Davis sonuç olarak şunu belirttiler: “Eğer bu teori doğruysa, kurbanların yalnızca elbiseleri içerisinde değil, derileri bile zarar görmeksizin yanarak ölmeleri mümkündür.

Herhangi bir insan, ateş topunun yaklaşması ya da vücudunun içerisinde meydana gelmesi sonucu yanabilir. Ayrıca kurbanın yaşadığı bölgeye doğru hareket eden güçlü bir radyo frekansı alanı, insan vücudunda aynı nitelikte bir radyo frekansı alanı bulunmadığından, vücudun içerisinde bir ateş topu meydana getirebilir…”

Sonuçta
Kendiliğinden yanma olayları bunlar… Bu ilginç konu kapanmadı. Çünkü açıklanamıyor. Örnek olayların, açıklamaların, teorilerin görüşlerin hemen hepsini bir araya getirmeve çalıştık. Kendiliğinden yanma diye bir olay yok diyenler, şu yönü araştırmalı: Ya gerçekse?